25 Kasım 2014 Salı

2 oda 1 salon delilik.

Evinde çocuk olup ev düzenini koruyabilen insanlara şaşırıyorum. Enerjilerine,sabırlarına,yaşam enerjilerine şaşırıyorum. Benim günde iki posta her şeyi yerli yerine koymam için ya evde misafir olması lazım ya da kafama meteor düşmesi.
Geceden toplayıp yattığım ev çocuğun kalkışından 15dakika sonra yine toplanmamış haline geliyor. Çocuk evi dağıtmıyor arkadaşlar. Çocuk her odaya parça tesirli bombayı bırakıp kaçıyor. Mutfakta ulaşabildiği çekmece,dolap ve raflar sizlere ömür. Dağınıklığa o kadar alıştım ki tencere için bütün dolaplara bakmazsam içim rahat etmiyor. Aradığım şeyi anında bulursam al çocuğum sokuştur şunu bi yere de azcık arayayım diyesim geliyor. Damacananın ucunda her gün başka renkte kalem tıpa vazifesi görüyor. Bi gün su mor akınca oraya kalem soktuğunu anlayabildim. Çamaşır ve bulaşık makinesi çalıştırmadan evvel içini kontrol etmek,acaba burada beni ne sürprizler bekliyor demek makine çalıştırma ritüelim oldu. Karaköy alt geçit gibi aradığım her şeyi buralarda buluyorum. Şarj aleti,kumanda,telefon,kalem,defter,yarısı yenmiş muz,bardak,çorap,terlik... Çocuk özellikle çamaşır makinesini kişisel saklama alanı olarak kullanıyor. Yok yok maşallah. Radyatör arasıdan magnet,çatal-kaşık çıkarmaktan radyatör ustası oldum. Eğilince göt çatalı açma olayını da halledince alarko kombiye cv yollayacağım. Minik ebattaki eşyaları çıkarmaya alıştım ama bugün iki adet ortaboy tencere kapağı çıkarınca şaşkınlığımı gizleyemedim. Çocuğa helal olsun diyip ustalığından dolayı kendisine yarım altın taktım. Gitti hemen çamaşır makinesine soktu.
Banyonun kapı açma sesini duyup yanına koşmam en fazla 30 saniye oluyor. Arkadaşı bu 30 saniyede traş köpüğünü fayansa bulamış sanatını icra ederken yakalıyorum. Ay benim yavrumun duyuları gelişsin,ay benim çiçeğimin merakı varmış derken çat diye düşüp bayılmışım.
Kendime geldiğimde çocuk benden diş macunlu,sıvı sabunlu,traş köpüklü dev bir pasta yapmış kolumu dilimlemeye çalışıyordu. Afiyet olsun kanka derken Allah "kes ya kulum, kes kolunu bacağını kes,kafanı vücudundan ayır güzel kulum bu çile bitsin. İsa'ya bile böyle acı yaşatmadım. Kurtul kendinden" diyor.  Allah benimle konuşuyor. "Konuşurum tabi kulum" diyor. "Sen benim en sevdiğim kulumsun hadi bi gayret yut şu traş köpüğünü bitsin çilen" Allah beye teşekkür mü edeyim şimdi ne yapayım diye şaşırırken beni bir çarpıyor abov öyle böyle değil. Kolum bi yere bacağım bi yere dağılıyorum. Uyandığımda parkedeydim. Gerçekten çarpıldım mı diye kontrol ettim kendimi. Panik yok. Çocuk iteleye iteleye yatağım bellediğim parkeye fırlatmış. Şimdi kalkarsam ses olacak en iyisi halıyı çekeyim üzerime uyurum diye düşünürken o da nesi? Yatağının altında şıkır şıkır parlayan bişey. Aha evde altın madeni buldum yaşasın diye sürüne sürüne gidip bula bula bir aydır kayıp olan alyansımı buldum. Dur dedim Melto, gece iki falan deme git koltukların altını temizle. Belki damarlarında gezmesi gerekirken kaybettiğin asil kanı da bulursun.

1 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

Gülmekten öldüm desem yeridir :)))Ne kadar güzel anlatmışsınız...