En nefret ettiğim şeyi şu ara hayal dünyamda yaşıyorum. Ana babalar kendi içinde kalmış her şeyi bebelerine yaptırır ya işte ondan bahsediyorum. Hatun henüz doğmadan nasıl hayaller kuruyorum bi bilsen o şaşkınlıktan küçük dilini yutarsın,bağırsağından çıkartırlar.O derece hayaller alemi!
Ben kendimi bildim bileli resim çizdiğim için annem nasıl olsa bu çocuğun becerebildiği bi hobisi var kendi kendine eşelensin diye başka hiç bir konuya yönlendirme gereği duymamış. Ergenlik döneminde e iyi hoş ben resim çizebiliyorum ama bununla kimseye hava atamıyorum ulen diye isyan edip hava atabilmek için org çalmaya merak salmıştım. Sanki orgu her yere taşıya bilecekmişim gibi. Ne geri zekalı bi ergen olduğumu buradan anlaya bilirsin. Eve gelen her misafiri allahını seversen gel diye odama sürükleyip kulaklarını iyice belleyene kadar tek elle muhteşem repertuarımdan şarkılar icra ediyodum. O günlerde bu işkenceye maruz kalmış kişilerden tek tek özür dileyip, hafızalarına reset atmalarını rica ediyorum.
Paten,bisiklet harici hiç bir spor dalıyla da uğraşmadığım için ne biçim içimde kaldıysa "çocuğum olunca jimnastikçi yapıcam ulan!" kafasındayım. Evvela sağlıklı sıhhatli olsun en büyük dileğim bu tabii ki. Ama sonrasında mutlaka jimnastikçi olsun. Düşüncem 3 yaşına gelince jimnastik ile başlayıp sonrasında aklı kemale ermeye başlayınca hangi spor dalını tercih ederse onu yapması.Ya da jimnastiğe devam etmesi.Şimdi buraya kadar minimal bi hayal gözüküyo di mi? İşte buradan sonra film kopuyo kendime engel olamıyorum. Yavru canımın yapmasını hayal ettiklerimizin tam listesini aşağıda bulabilirsiniz ;
- Resim çizsin,tasarım programlarını kullana bilsin (annesinin hayali). Çizsin tabi ya evde iki çizer ne kadar hoş olmaz mı? Hem kursa falan da gerek yok evde hazır hoca varken çizsin bence. 8 Yaşına geldiğinde aldığım işlerin kolay kısımlarını ona yaptırırım. Bedava asistan oh.
- Güvercin merakı olsun (babasının hayali). Sen anlamıyosun bunlardan diye çemkiriyo bana. Kız güvercinleri uçuracakmış,besleyecekmiş, yavruları ile ilgilenip gözü gibi bakacakmış. Bakacakmış ki o işteyken gözü arkada kalmayacakmış. Birlikte saatlerce güvercin uçuracaklarmış. (beyinlerine güneş geçsin de göreyim) Tabii sadece güvercin değil bütün hayvanlara merakı olsun ( anası )
- Buz pateni yapsın(annesinin hayali). Ama yapmasın mı şimdi? Ne kadar güzel değiller mi allah aşkına? Küçükken aşıktım ben buz pateni yapan insanların tümüne. Kilitlenip kalırdım televizyon karşısında izlerken. Hazır zaten jimnastikten vücudu esnek de olacak yapabilir diye düşünüyorum.
- Çok kitap okusun (ana- baba ortak yapım hayal). Haftada 7 kitap okusun (oha). "Annecim,babacım bu hafta aldığınız kitapların tümünü okudum haydi gelin hep beraber bu kitaplar üzerine tartışalım.Sonrasında da annecim eğer iznin olursa hafta sonumu senin kitaplarının bir kaçını okuyarak geçirmek istiyorum." Güneş - Yaş 9. ( Abarttım farkındayım. Olsun fazla istemekten bişeycik olmaz)
- En az bi enstrüman çalsın. ( anasının hayali) Tercihen yaylı çalgılar olabilir. Sesi de güzel olursa tadından yenmez.
- Çizim yapabileceği için eli dövme makinasına da alışık olsun. ( yine ortak yapım bi hayal) Extreme bi hayal gibi gelebilir ama çocuk benim çocuğum sanane kardeşim.
Tabii ki de ebeveyn olarak aklımıza gelenler sadece bu kadarla sınırlı değil. Sadece çok gönülden istediklerimiz yazdıklarım. Böylelikle 15-16 yaşına geldiğinde çocuğumuzun bi gününün planı da şöyle olabilir tahminen.
Sabah kalkıp kahvaltısını etmeden evvel güvercinleri açıp doyurur. Jet hızı ile kahvaltısını ettikten sonra jimnastik antrenmanına gider. Jimnastikten çıktıktan sonra eve gelirken yolda yapacağı çizimlerin planlarını çıkartır.Eve gelir duşunu yapar. Tekrar güvercinler ile ilgilenirken bir yandan çizimini yapar. Güneşin alnında yorulacağı için odasına gider yatağına uzanır siestadan evvel bir kitap bitirir. Uyanır uyanmaz enstrümanını alır ve sanatını icra eder. Yemeğini yedikten sonra tercihen anne,baba ya da arkadaşına dövme yapar. Sonrasında da arkadaşları ile buz pateni yapmaya gidebilir.
Bunların hepsini yaptıktan sonra da balataları yakmazsa üstün başarı madalyasını hak kazanır.Çocuğa çok mu yüklendik ne?
15 Mayıs 2012 Salı
9 Mayıs 2012 Çarşamba
♫♪ dertler benim çile benim ben acılaaar bebesiyim ♫♪
Bak baştan söyleyeyim arabesk rakı masasında candır. Henüz 31 haftalık ana karnındaki bebe için uygun değildir. Sonra vay efendim "sen çok mu batılısın sıçtığım bok" eleştirisi yapmayın bozuşuruz.
Her gün düzenli olarak kıza klasik müzik dinletiyorum.Bunun dışında kendi müzik tarzımda olan şarkıcıların parçalarını da dinliyorum çalışırken haliyle. İleride duyduğunda yabancılık çekmesin evin içinde sürekli klasik müzik dinleyemem şimdiden alışsın yavrucan rahat rahat uyur müzik çaldığında mantığındayım. Lakin geçenlerde bişey dikkatimi çekti ki çekmez olaydı. Karnımdaki bebeden utandım o derece.
Benim bütün gün dinlediğim,dinlettiğim hiç bir müziğe tepki vermeyen düdük hanım kral tv,damar fm hastası hatta müptelası çıktı! Müzik kanalları zaplaması yaparken Küçük Ceylanın bi klibine denk geldim. Yakın plandan yüzünün tamamını neden bi insan komple klip malzemesi yapar diye düşünürken içeriden bi tepik geldi. 3 saniye sonrada coşa gelip dans etmeye başladı. Evvela aklıma bişey gelmedi ve Ceylan işkencesine tahammül edemeyeceğim için haliyle kanalı değiştirdim. Hareket anında kesildi! Ulen mulen diyerek iki üç kanal sonra tekrar kanala geri döndüm. Bizimki Shakira edası ile içeride kıvırttırmalarına devam etti. Akşam bu konuyu sevdiceğime açtığımda denk gelmiştir dedi olayı kapatmak istedi. Pışşıııık ben kapatır mıyım modunda hemen ispata koyuldum!
Sırt üstü yattım ilk önce Adele - Some Like You açtım bizimkinden çıt yok. Bi daha dinlettim tekrar bi hareket yok. Sonra da gündüz tepki verdiği Ceylan - Bana Kendisi Lazım isimli sanat eserini açtım. Sazlar girip iki saniye geçtikten sonra bizimki göbek atmaaya başladı. Epey de oynadı sevgilim de ikna oldu. Benim ise daha şimdiden nasıl zıt bi kişilikte bebe çıkartacağım şekillenmiş oldu.
Şimdi aklıma iki alternatif geliyo. Birincisi hatun fena rahatsız oluyo durumdan yeter artık kes şu işkenceyi dercesine attırıyo tekmeleri. İkincisi tam bir arabesk bağımlısı bebenin teki geliyo. Zamanında entelektüel kimliği ile gönüllere taht kurmuş kuzenimin oğlu İsmail YK hastası diye epey dalga geçmişliğim var. Kınama sakın gelir başına diye boşuna dememişler.
Artık baktık düzelme olmuyo evimizde sürekli olarak arka fonda arabesk nağmeleri dinler kızımızla birlikte efkarlanır derin bir of çekeriz.
Her gün düzenli olarak kıza klasik müzik dinletiyorum.Bunun dışında kendi müzik tarzımda olan şarkıcıların parçalarını da dinliyorum çalışırken haliyle. İleride duyduğunda yabancılık çekmesin evin içinde sürekli klasik müzik dinleyemem şimdiden alışsın yavrucan rahat rahat uyur müzik çaldığında mantığındayım. Lakin geçenlerde bişey dikkatimi çekti ki çekmez olaydı. Karnımdaki bebeden utandım o derece.
Benim bütün gün dinlediğim,dinlettiğim hiç bir müziğe tepki vermeyen düdük hanım kral tv,damar fm hastası hatta müptelası çıktı! Müzik kanalları zaplaması yaparken Küçük Ceylanın bi klibine denk geldim. Yakın plandan yüzünün tamamını neden bi insan komple klip malzemesi yapar diye düşünürken içeriden bi tepik geldi. 3 saniye sonrada coşa gelip dans etmeye başladı. Evvela aklıma bişey gelmedi ve Ceylan işkencesine tahammül edemeyeceğim için haliyle kanalı değiştirdim. Hareket anında kesildi! Ulen mulen diyerek iki üç kanal sonra tekrar kanala geri döndüm. Bizimki Shakira edası ile içeride kıvırttırmalarına devam etti. Akşam bu konuyu sevdiceğime açtığımda denk gelmiştir dedi olayı kapatmak istedi. Pışşıııık ben kapatır mıyım modunda hemen ispata koyuldum!
Sırt üstü yattım ilk önce Adele - Some Like You açtım bizimkinden çıt yok. Bi daha dinlettim tekrar bi hareket yok. Sonra da gündüz tepki verdiği Ceylan - Bana Kendisi Lazım isimli sanat eserini açtım. Sazlar girip iki saniye geçtikten sonra bizimki göbek atmaaya başladı. Epey de oynadı sevgilim de ikna oldu. Benim ise daha şimdiden nasıl zıt bi kişilikte bebe çıkartacağım şekillenmiş oldu.
Şimdi aklıma iki alternatif geliyo. Birincisi hatun fena rahatsız oluyo durumdan yeter artık kes şu işkenceyi dercesine attırıyo tekmeleri. İkincisi tam bir arabesk bağımlısı bebenin teki geliyo. Zamanında entelektüel kimliği ile gönüllere taht kurmuş kuzenimin oğlu İsmail YK hastası diye epey dalga geçmişliğim var. Kınama sakın gelir başına diye boşuna dememişler.
Artık baktık düzelme olmuyo evimizde sürekli olarak arka fonda arabesk nağmeleri dinler kızımızla birlikte efkarlanır derin bir of çekeriz.
rüyalar alemine akarım hepinize kafa göz dalarım!
Saat 22 gibi sütümü içip göbeğimi kaşıya kaşıya, yatağın hepsini kaplayarak uyudum. Yalnızca 25 dakika sonra "sensin tombiş" diye bağırarak geri kalktım. Gün içinde kapıcıdan tut, samimi olmadığım bütün insanlardan dahi hemen hemen duyduğum bir sevgi(!) kelimesi bu. Tombiş! En son geçen gün kapıcıyı bozmakla hiç olmazsa bi baş eksilttim bu kelimeyi kullananlardan. Gerisi diğerlerinin başına. Diğerlerine de müsaadeniz ile buradan haykırmak,çemkirmek ve bilimum küfürleri etmek istiyorum (Üzerine alınan da alınsın çok fifi!) ;
"Ulen Allah'ın salağı! Ben gebelikten önce Adriana Lima idim de şimdi Yunan sınır dubası mı oldum? Zaten kilolu idim. Evet kilo aldım lakin bu normal bişey değil mi? Herkesi Ebru Şallı mı belledin sen arkadaşım! Gebe kadınla konuşurken azcık dikkat etsen çükün mü düşer veyahut memen mi söner? Günün birinde sen/karın hamile kalır da inşallah Türkiye'nin her yerinden görünecek kıvamda olursun inşallaaaaaaaaaah ben seninle o zaman hesaplaşırım. Tombiş dedin egonu tatmin ettin.Mutlu oldun.Aç bakayım avucunu eline bişey geçti mi ? Senin bi sıkımlık kelimen yüzünden benim sevdiceğim bütün gün beni eski neşeme geri getirebilmek için büyük efor sarfediyo. Haberin var mı? Haberin olmasın aman keyfimi kaçırmak için yeni bi ego tatmin kelimesi geliştirirsin Allah muhafaza sonrası elimden kimse alamaz seni! Şimdi gönül rahatlığı ile siktirip gidebilirsin.Sövmem bitti!"
Oh!
Bu yazının ana fikri. Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun bu bir. İnsanları ezmeye kalkmayın sonra benim gibi çirkefin tekine denk gelirsiniz hayatınızı zindan eder inim inim inletir haberiniz olsun bu da ikiiii. Haydi şimdi gidip "ben sempatiklik olsun diye demiştim yanlış anlamıııııış" diye diye yatağınızda zıbarın bu da üüüüüüüç!
Bana hiç bi zaman tombiş veyahut benzeri kelimeler kullanmamış canlarım ciğerlerim için kokulu öpücükler yolluyorum. Ya da yollamıyorum gayet efendice tebessüm edip fazla taviz vermiyorum.
8 Mayıs 2012 Salı
miskinler kraliçesi
31 haftalık gebeyim. Eve rutin gelen bir yardımcımız olmadığı için ev işi, yemek,günlük işler ellerimden öper balım. Gerçi hoş eve gelen temizlikçinin arkasından bezle dolaşan ruh hastası bi kişiliğim. Gebelikten önce kargalarla uyanıp fiti fiti evin içinde koşturup normal insanların mesai saati başlangıcında ben de çizmeye başlardım.Molalarımda da kendime kaliteli zaman ayırıp salya sümük uyurdum.
Şimdilerde ayaklarımın yarısını görmemi engelleyen göbeğim yüzünden hayatımı slow motion yaşıyorum. Bu yavaşlıktan dolayı da hareket etmeye resmen üşeniyorum. Uyku düzenim dillere destan.Bir sabah 10 da kalkıyorum diğer bir gün gece 01,30'da.Hal bu olunca benim obsesif düzenim yerle yeksan anacım. İlk başta her gün toz alıp kedilerin banyoda yarattığı kum cennetini temizlemediğim zaman kötü hissediyodum.Alıştım artık şimdi toz zerreciklerinden sanat yaratıp, kum öbeklerine basmadan işimi halletmeye çalışıyorum. Elimde olsa miskin hayvan gibi haftada bir çişe gidicem demek isterdim ama idrar kesesi baskısı yüzünden bu mümkün değil maalesef.
Evde çoğunlukla ambalajlı ürün kullanmama kavramım şu an karnımı doyursun da isterse çer-çöp olsunla yer değiştirdi. Sevgilimin yanaklarındaki sağlıklı pembişlik gittikçe köşedeki köftecinin rengini almaya, saçım düzenli ev yemeği yemeyip üşengeçlikten makarnaya geçiş yaptığımız için fiyonk,burgu ve kelebek şeklinde çıkmaya başladı. Öğrenci evi tecrübelerimle öz İtalyan gelse makarna konusunda kapışamaz benimle ama ona bile üşeniyorum hep domatesli hep yoğurtlu makarna yemekten nimetten tiksinir olduk. Haftanın her günü sağlıklı tencere yemeği yiyen kocam 32 senelik hayatı boyunca yemediği sokak yemeğini sayemde tattı.
Bugün bu işe bi son vereyim 3 çeşit yemekle adamın midesini çıldırtayım dedim girdim mutfağa. Menüm ev yapımı kremalı mantar çorbası, imam bayıldı, domatesli pilav, cacık ve sütlaçtan oluşuyordu. Sıcak havaların kendini göstermesi ile bizim mutfağın Jameika kadar sıcak olduğunu unutmuşum bu arada. Yükümden dolayı da zaten herşey 2-3 katı fazla geliyo bana yandım allah diyerek imam bayıldıyı patlıcan oturtma ile değiştirerek ilk fireyi verdim. Sonrası çorap söküğü gibi geldi zaten. Domatesleri yıkayıp rondodan geçirmeye üşendiğim için domatesli pilav yerine soframızın temel taşı,olmazsa olmazı kelebek makarna yaptım. Kremalı mantar çorbası şimdi bu sıcakta ağır gelir,zaten bu hava da çorba mı içilir diye çorbayı komple iptal edip bari cacığı yapayım içeriz serin serin derken salatalıkların tadına bakayım diye başladığım serüven 2 adet salatalık kalıncaya kadar devam ettiği için cacık yapma hayallerim suya düştü. Yerine ayran yaptım yarısını da lıkır lıkır içtim. Ağzıma az bişey sarımsak, bi kaç damla zeytin yağı,bi yaprak da nane attığım zaman teorik olarak cacık yemiş olacağım. Ayran rehavetinden kurtulamadığım için de sütlaç yerine ekmekle birlikte bakkaldan iki tane dondurma siparişi verdim. Böylelikle akşamın menüsünü hazırlamış bulundum. Az önce bezgin bi şekilde akşama ne yesek acaba diyen kocama da Amerika'yı keşfetmiş edamla sana çok güzel patlıcan oturtma yaptım sevgiliiiiim dediğimde "lotodan para çıktı bize istifa et gel" dediğimi duymuş kadar sevindiğini ses tonundan anladım.Adam bilse menünün özünü çemkirme rekorları kıracak çenesi haberi yok.
Üşenmediğim tek şey var. O da duş alıp ikili koltukta kendi rahatım için kurduğum minder tasarımında yayılmak. Her şeyi el-kol mesafeme aldığımda da 5 senedir iş değişikliği yüzünden yaz tatili yapamamış en sonundan iş değişikliğini yaz sezonuna denk getirmiş insan mutluluğu yaşıyorum. Rahatımı bozmadan tuvalete gitme işine de doğurmadan bi çözüm buldum mu benden süperi olmayacak biliyorum.
Not: Üşenmeden bu yazıyı bi solukta yazdığım için de hamburger ekmeği kıvamındaki yanacıklarımı sıkıştırıyorum. Aferin bana.
29 Nisan 2012 Pazar
yuvayı dişi kuş yapar bacım.
Geçen hafta sevdiceğimin de 3 günlük süpersonik tatilini fırsat bilerek evi komple tadilata soktuk. 3 yıldır ertelediğimiz ne varsa 3 güne sığdırdık. Cuma gecesi itibari ile duvarları boyayacak ustalara kolaylık olsun diye bütün eşyalar odaların ortasına çekilip üzerilerine naylonlar örtüldü.Sevgilim kendi yapacağı,monte edeceği işleri çok seri bir şekilde not alıp organize etti. Bende nasıl olsa ilk gün bana ihtiyaç olmaz diye okuyacağım dergileri falan ayarlayıp evin sote kısmını gözüme kestirdim.
Cumartesi sabahı kendime gelir gelmez evin içi bi dolu adam olduğunu hatırlıyorum. Kocacığım ile ben kedileri kuşları yamacımıza alıp ışığa tutulmuş tavşan gibi ustaları izliyoduk. Ev ev olalı taşındığımızdan beri bu kadar kalabalık olmamıştı. Diego ( erkek kedi) tüm iktidarı ile evin bütün ustalarına bi tıslayıp çıldırıp sonra da ortadan kayboldu. Ustalarda sağ olsunlar ayakla oynamayın şu kediyle bakın çıldırıyo dememe aldırmadan "hele hele hele hohohoho" nidaları ile ayaklarını teker teker ısırttılar.Diego bu şebekliğe bi son verip cidden saldırınca da "yinge şu kediyi bi yere kapatsan her yerimizi parçaliiciiik" deyince de bu sefer ben onlarla hele hele ho ho diye oynadım. Düdükler!
Az zaman sonra evimizde çok süper kafaları güzel eden inceden boya kokusu hakim olunca bana bi gaz geldi ki sorma.Baktım kocam yalandan bi iş bulmuş kendine oyalanıyo ben de bişey yapıyo gözükeyim deyip bütün mutfağın dolaplarını bi indireyim içlerini sileyim diye kendime iş yarattım ki yaratmaz olaydım.L mutfakta ne kadar dolap olabilirse bizim mutfakta onun 5 katı dolap olduğunu içlerini boşaltırken fark ettim. Hatta en son kocamla ilk tanıştığımız zaman kendime aldığım tabak takımını falan buldum o derece derinlemesine dalmışım. Merdiven tepesinde koca göbeğime bakmadan hopidi hopidi temizlik yaparken ustalardan biri ve kocamı bana pörtlemiş gözlerle bakarken bulduğumda abarttığımı anlayıp azıcık dinleneyim dedim.Deyiş o deyiş bi uyumuşum tabi boyadan hafif de çakır keyifim 2 saat zırıl zırıl uyumuşum.ooh mis.
Uyandığımda ev iyice çığırından çıkmış, yapılacak işler daha da bi gözüme gözüme girmişti.Boya kokusu etkisi geçince ayıldım tabi reel dünyaya direkt bir geçiş yaptım.Boya işi bitsin sonra temizlerim yeaaa deyip anında eski halime geri dönüş yaptım.
Pazar sabahı ustalarla birlikte sevgilimin abisinin karısı nam-ı değer eltim sağ olsun yetiş bacım gibi yetişti imdadıma. Kadın öylesine güçlü ki bizim Cüneyt ile taaa ne zaman şöyle iki milim oynatalım da azıcık şurası ferahlasın diye ittirmeye çalıştığımız lakin beceremediğimiz dolabı tek hamlede tek başına garç diye itiverdi. Beni de elinin tersiyle itip sen geç bakalım şöyle kaaardişim diye devre dışı bıraktı. Fıt fıt fıt diye hatun tek başına yatak odasını derledi topladı alladı pulladı. Bu arada ben yine yalandan iş yapayım diye girdiğim yoldan çıkamadım en son belimin ağrısından kocama söyleniyodum.Adamın ne suçu varsa?
Pazar günü tadilat devam ederken kocacığım ma aile maç izleme bokunu çıkarttı.O an gırtlaklayıp boğmadıysam adamı daha da boğmam herhalde diye düşünüyorum.Peygamber sabırlı bi insanmışım meğersem.Ben bi elimde domestos diğer elimde toz bezi gördüğüm her şeyi hijyen arsızı yaparken eve giren kafaları sayıyordum ki 15 falan olduğunda şuurumu yitirip saymayı bıraktım.Pazar gecesi resmen ağrıdan uyumayı bırak yatamadım evin içinde deli dana gibi dolaştım ay ay of of diye.
Pazartesi günü ustalık bi iş kalmadığı için sevdiceğimle geri kalan temizliği halletmeye çalıştık. Daha doğrusu ben temizledim öküzüm baktı ve direktif verdi.Bi ara akşama çiğ börek mi yapsak diye bişeyler geveledi kafasına attığım kumanda ile etkisiz hale geldi.
Cuma akşamı başlayan temizlik maratonum silinmedik yıkanmadık şey kalmayınca Salı günü tamamen bitti.Ne kadar yorulduysam Çarşamba günü iş miş bakmadan bütün gün devrile devrile uyudum.
Yazarken tekrar yaşadım o günleri bi daha yoruldum.
Not : Geçen hafta inşaat halindeki eve 15 baş sokan canına susamış sevgilim zılgıtın kralını yediğinden bu haftaki maç için telefonunu tamamen kapattı.Kendisi şu an mutfakta yemek yapıyo.Sonrasında mutfağı da toparlayacakmış. Kızımla ben keyif yapacakmışız. Aferim len koca.
Cumartesi sabahı kendime gelir gelmez evin içi bi dolu adam olduğunu hatırlıyorum. Kocacığım ile ben kedileri kuşları yamacımıza alıp ışığa tutulmuş tavşan gibi ustaları izliyoduk. Ev ev olalı taşındığımızdan beri bu kadar kalabalık olmamıştı. Diego ( erkek kedi) tüm iktidarı ile evin bütün ustalarına bi tıslayıp çıldırıp sonra da ortadan kayboldu. Ustalarda sağ olsunlar ayakla oynamayın şu kediyle bakın çıldırıyo dememe aldırmadan "hele hele hele hohohoho" nidaları ile ayaklarını teker teker ısırttılar.Diego bu şebekliğe bi son verip cidden saldırınca da "yinge şu kediyi bi yere kapatsan her yerimizi parçaliiciiik" deyince de bu sefer ben onlarla hele hele ho ho diye oynadım. Düdükler!
Az zaman sonra evimizde çok süper kafaları güzel eden inceden boya kokusu hakim olunca bana bi gaz geldi ki sorma.Baktım kocam yalandan bi iş bulmuş kendine oyalanıyo ben de bişey yapıyo gözükeyim deyip bütün mutfağın dolaplarını bi indireyim içlerini sileyim diye kendime iş yarattım ki yaratmaz olaydım.L mutfakta ne kadar dolap olabilirse bizim mutfakta onun 5 katı dolap olduğunu içlerini boşaltırken fark ettim. Hatta en son kocamla ilk tanıştığımız zaman kendime aldığım tabak takımını falan buldum o derece derinlemesine dalmışım. Merdiven tepesinde koca göbeğime bakmadan hopidi hopidi temizlik yaparken ustalardan biri ve kocamı bana pörtlemiş gözlerle bakarken bulduğumda abarttığımı anlayıp azıcık dinleneyim dedim.Deyiş o deyiş bi uyumuşum tabi boyadan hafif de çakır keyifim 2 saat zırıl zırıl uyumuşum.ooh mis.
Uyandığımda ev iyice çığırından çıkmış, yapılacak işler daha da bi gözüme gözüme girmişti.Boya kokusu etkisi geçince ayıldım tabi reel dünyaya direkt bir geçiş yaptım.Boya işi bitsin sonra temizlerim yeaaa deyip anında eski halime geri dönüş yaptım.
Pazar sabahı ustalarla birlikte sevgilimin abisinin karısı nam-ı değer eltim sağ olsun yetiş bacım gibi yetişti imdadıma. Kadın öylesine güçlü ki bizim Cüneyt ile taaa ne zaman şöyle iki milim oynatalım da azıcık şurası ferahlasın diye ittirmeye çalıştığımız lakin beceremediğimiz dolabı tek hamlede tek başına garç diye itiverdi. Beni de elinin tersiyle itip sen geç bakalım şöyle kaaardişim diye devre dışı bıraktı. Fıt fıt fıt diye hatun tek başına yatak odasını derledi topladı alladı pulladı. Bu arada ben yine yalandan iş yapayım diye girdiğim yoldan çıkamadım en son belimin ağrısından kocama söyleniyodum.Adamın ne suçu varsa?
Pazar günü tadilat devam ederken kocacığım ma aile maç izleme bokunu çıkarttı.O an gırtlaklayıp boğmadıysam adamı daha da boğmam herhalde diye düşünüyorum.Peygamber sabırlı bi insanmışım meğersem.Ben bi elimde domestos diğer elimde toz bezi gördüğüm her şeyi hijyen arsızı yaparken eve giren kafaları sayıyordum ki 15 falan olduğunda şuurumu yitirip saymayı bıraktım.Pazar gecesi resmen ağrıdan uyumayı bırak yatamadım evin içinde deli dana gibi dolaştım ay ay of of diye.
Pazartesi günü ustalık bi iş kalmadığı için sevdiceğimle geri kalan temizliği halletmeye çalıştık. Daha doğrusu ben temizledim öküzüm baktı ve direktif verdi.Bi ara akşama çiğ börek mi yapsak diye bişeyler geveledi kafasına attığım kumanda ile etkisiz hale geldi.
Cuma akşamı başlayan temizlik maratonum silinmedik yıkanmadık şey kalmayınca Salı günü tamamen bitti.Ne kadar yorulduysam Çarşamba günü iş miş bakmadan bütün gün devrile devrile uyudum.
Yazarken tekrar yaşadım o günleri bi daha yoruldum.
Not : Geçen hafta inşaat halindeki eve 15 baş sokan canına susamış sevgilim zılgıtın kralını yediğinden bu haftaki maç için telefonunu tamamen kapattı.Kendisi şu an mutfakta yemek yapıyo.Sonrasında mutfağı da toparlayacakmış. Kızımla ben keyif yapacakmışız. Aferim len koca.
27 Nisan 2012 Cuma
son durum :)
29 + 5 haftalık dobişkonun kralı bir gebeyim.Sol bacağımda bir ağrı var ki aman allahım dillere destan.Yürüyüş yaptığım zaman badi badi yürüyorum.Geçecek biliyorum hiç şikayetçi değilim canlarım ciğerlerim. anneciğimin zoruyla şeker yüklemesi yaptırdım.Ben zaten biliyodum şeker gibi bi insan olduğumu lakin tahliller tarafından da onaylandı bu durum. Onun için diyetteyim ballarım. En çok dondurmadan ayrıldığım için mutsuzum.
Bizim kız da geçen hafta 1kilo 180 gram ağırlığında elma yanak bişeydi en son. Kaburgalardan başlayıp kasıklara doğru kayan tekmeleri peşi sıra savuruyo sağolsun yavrucum. Son günlerdeki halimi özetleyen bi illustrasyon çizmesem olmaz dı ayıptı çünkü. Öptüm.
10 Mart 2012 Cumartesi
Doktor elinde mundar oldum yemin ederim.
Okuyacağınız yazı yer yer aşırı küfür içerebilir.Peşinen söyleyeyim de sonrasında yok efendim ben işitmedim vay efendim ben görmedim deyip "amma da ağzı bozukmuş cık cık cık"demeyin.Ağız burun dalarım ballarım.
Yazamadığım günlerde çokça çalıştım,çokça gezdim,çokça da sinir harbi yaşadım...
Şuan gebeliğimin 25. haftasındayım.Takriben 15-16 hafta sonra doğal doğumla peri kızı bir kız dünyaya getireceğim.Hiç mütevazi olamam tabii ki benim kızım olduğu için çok güzel olacak ayrıca çok çirkinleştim bunun içinde çok güzel olacağı inancındayım.Çürütenin etini çürütürüm.
2'li testi ufaklığın ense kalınlığı normaliyeti sebebi ile doktor paşamız istememişti. Hayde bi 3lü test yaptırın ortam şenlensin deyince delik deşik olarak kanımı verdim testi yaptırdık. 3lü taram testi sonucuna göre 58de 1 olasılıkla ki bu yüksek bir olasılıkmış dediklerine göre down sendromu riski çıktı.5 doktor,2 profesör sonrasında amniosentez yapılması uygun görüldü.Ruh halimi inceden sen canlandır gözünde.Sürekli ağlayan,ellerini bileklerine kadar kemiren bombok şekilde ortalıkta ruh gibi dolaşan bi gebe.
Voodoo bebeği gibi karnıma iğne sokup içimdeki suyu dışarıda görmem sırasında hiç canım acımadı.Hatta annemle müdahale sırasında sohbet ediyorduk ( yazar burada "acı eşiğim ne kadar yüksek baaak "diyor)
Sonucu beklerken kurdeşen döküp kabar kabar kabardım.Sinir hastası oldum ota boka bağırıp,sikko sebeplerden dolayı insanları kırdım.Gebeliğimin en güzel günlerini kafama yorganı çekip ağlayarak geçirdim.17 gün sonrasında sonuç tertemiz çıkınca sevinçten Taksim meydanda halay çekecektim lakin kalabalıktan dolayı içimden çektim halayımı.Tey tey tey nidaları ile minimal halayı tamamladım.
Hormonlarım ve göbeğim doğru orantılı büyümeye başlayıp beni zıvanadan çıkartmaya da başladı bu arada.Dünyanın en ağlak insanları listesinde başı çekerim.Duygusal değilim ama kendimi zaman zaman anırarak ağlarken yakalıyorum.Ağlama sebepleri arasında; çay bardağı kırılması,evdeki taze ekmeğin bitişi veyahut gece uyandığımda televizyonda izleyecek bişey olmaması gibi dünyanın en saçma sebepleri mevcut.Cüneyt'de en başta ne yaptım da ağlıyo yazık ağlama sevgilim şeklinde iken,şimdilerde "git bi duş yap,açılırsın.gelirken de bi kahve yaparsan süper olur hadi yavrum"mooduna geçti.Yemin ederim bazen kendimden tiksiniyorum adamın biran evvel doğur da kurtulalım bakışlarını görünce.
Geçen hafta yani gebeliğimin 24. haftasında amnio sıvısından kaçırdığım için hastanede yattım bir gece.Bildiğin suyum geliyordu.Mincarede inceden açılma söz konusu idi.Sağolsun doktorum imza dağıtmaktan fırsat bulup gelemediği için saçma sapan ilk defa gördüğüm doktor tarafından muayene edildim.Taburcu olacağım zaman neden olur bu su gelme hadisesi anlat bakalım yiğidim nerede yanlış yaptık biz dediğimizde "olur öyle nedenini sormayın" dedi.Dumurlardan dumur beğenerek acilen hastaneden çıkmak istediğimden dolayı kaçarak uzaklaştık ölü balık gözlü denyodan.Bu arada 29-30 saate yakın hastanede kaldığım zaman süresince gebeliğimi takip ettirdiğim doktora ulaşamadığımızı şiddetle vurguluyorum.Hatta kendisinin hastanede yattığımdan haberi olup olmadığını dahi bilmiyordum o sürede. Hastaneden çıktıktan 2 gün sonra rutin kontrol için şöhretli doktoruma gittiğimde allah razı olsun sadece herşey yolunda mı diye sorup yüzüme bile bakmadan iyi iyi su var detaylı ultrasound çektirip sonucunu bana yollayın ona göre haberleşelim dedi.Toplam 2 dakika sürmedi bile muayene.O kadar sinirlendim ki tansiyonum fırladı,yanaklarım al al oldu.
Şimdi ne var bunda yahu deme sakın.Cins bi gebe değilim ama doktorumun gözünde dolar simgesini görünce canıma tak dedi.Artık o doktorun elinde heba olmayacağım.İstediği gibi teste gönderip , kötü bişey olursa değerlendiririz mantığına yenik düşmeyeceğim.Çünkü cidden çok pis uyuz oldum bu yarak kürek işlere.Bi kaç hafta sonra annemin beraber çalıştığı başka bir doktora sadece herşey yolunda mı diye gidip taa 8. aya kadar doktora gitmemeyi düşünüyorum.Herhalde o zamana kadar iyi bir kadın doğumcu bulurum.Herkes ne kadar mutlu gözüküyosun diyo bir haftadır.Çünkü beklediğim sonuç yok,kurdeşenim yok gebeliğimin keyfini çıkartıyorum.Kendimi tanıyorum,vücudumu tanıyorum,kendime de kızıma da güveniyorum.Hasta muamelesi görmekten de tedbir amaçlı testlerden de yıldım yemin ederim.
oh.Bebek gibiyim şimdi.Müsaadenle çikolata yedim sırtüstü yatıp kızın dansını izleyeceğim göbeğimden canlı yayında :)
Yazamadığım günlerde çokça çalıştım,çokça gezdim,çokça da sinir harbi yaşadım...
Şuan gebeliğimin 25. haftasındayım.Takriben 15-16 hafta sonra doğal doğumla peri kızı bir kız dünyaya getireceğim.Hiç mütevazi olamam tabii ki benim kızım olduğu için çok güzel olacak ayrıca çok çirkinleştim bunun içinde çok güzel olacağı inancındayım.Çürütenin etini çürütürüm.
2'li testi ufaklığın ense kalınlığı normaliyeti sebebi ile doktor paşamız istememişti. Hayde bi 3lü test yaptırın ortam şenlensin deyince delik deşik olarak kanımı verdim testi yaptırdık. 3lü taram testi sonucuna göre 58de 1 olasılıkla ki bu yüksek bir olasılıkmış dediklerine göre down sendromu riski çıktı.5 doktor,2 profesör sonrasında amniosentez yapılması uygun görüldü.Ruh halimi inceden sen canlandır gözünde.Sürekli ağlayan,ellerini bileklerine kadar kemiren bombok şekilde ortalıkta ruh gibi dolaşan bi gebe.
Voodoo bebeği gibi karnıma iğne sokup içimdeki suyu dışarıda görmem sırasında hiç canım acımadı.Hatta annemle müdahale sırasında sohbet ediyorduk ( yazar burada "acı eşiğim ne kadar yüksek baaak "diyor)
Sonucu beklerken kurdeşen döküp kabar kabar kabardım.Sinir hastası oldum ota boka bağırıp,sikko sebeplerden dolayı insanları kırdım.Gebeliğimin en güzel günlerini kafama yorganı çekip ağlayarak geçirdim.17 gün sonrasında sonuç tertemiz çıkınca sevinçten Taksim meydanda halay çekecektim lakin kalabalıktan dolayı içimden çektim halayımı.Tey tey tey nidaları ile minimal halayı tamamladım.
Hormonlarım ve göbeğim doğru orantılı büyümeye başlayıp beni zıvanadan çıkartmaya da başladı bu arada.Dünyanın en ağlak insanları listesinde başı çekerim.Duygusal değilim ama kendimi zaman zaman anırarak ağlarken yakalıyorum.Ağlama sebepleri arasında; çay bardağı kırılması,evdeki taze ekmeğin bitişi veyahut gece uyandığımda televizyonda izleyecek bişey olmaması gibi dünyanın en saçma sebepleri mevcut.Cüneyt'de en başta ne yaptım da ağlıyo yazık ağlama sevgilim şeklinde iken,şimdilerde "git bi duş yap,açılırsın.gelirken de bi kahve yaparsan süper olur hadi yavrum"mooduna geçti.Yemin ederim bazen kendimden tiksiniyorum adamın biran evvel doğur da kurtulalım bakışlarını görünce.
Geçen hafta yani gebeliğimin 24. haftasında amnio sıvısından kaçırdığım için hastanede yattım bir gece.Bildiğin suyum geliyordu.Mincarede inceden açılma söz konusu idi.Sağolsun doktorum imza dağıtmaktan fırsat bulup gelemediği için saçma sapan ilk defa gördüğüm doktor tarafından muayene edildim.Taburcu olacağım zaman neden olur bu su gelme hadisesi anlat bakalım yiğidim nerede yanlış yaptık biz dediğimizde "olur öyle nedenini sormayın" dedi.Dumurlardan dumur beğenerek acilen hastaneden çıkmak istediğimden dolayı kaçarak uzaklaştık ölü balık gözlü denyodan.Bu arada 29-30 saate yakın hastanede kaldığım zaman süresince gebeliğimi takip ettirdiğim doktora ulaşamadığımızı şiddetle vurguluyorum.Hatta kendisinin hastanede yattığımdan haberi olup olmadığını dahi bilmiyordum o sürede. Hastaneden çıktıktan 2 gün sonra rutin kontrol için şöhretli doktoruma gittiğimde allah razı olsun sadece herşey yolunda mı diye sorup yüzüme bile bakmadan iyi iyi su var detaylı ultrasound çektirip sonucunu bana yollayın ona göre haberleşelim dedi.Toplam 2 dakika sürmedi bile muayene.O kadar sinirlendim ki tansiyonum fırladı,yanaklarım al al oldu.
Şimdi ne var bunda yahu deme sakın.Cins bi gebe değilim ama doktorumun gözünde dolar simgesini görünce canıma tak dedi.Artık o doktorun elinde heba olmayacağım.İstediği gibi teste gönderip , kötü bişey olursa değerlendiririz mantığına yenik düşmeyeceğim.Çünkü cidden çok pis uyuz oldum bu yarak kürek işlere.Bi kaç hafta sonra annemin beraber çalıştığı başka bir doktora sadece herşey yolunda mı diye gidip taa 8. aya kadar doktora gitmemeyi düşünüyorum.Herhalde o zamana kadar iyi bir kadın doğumcu bulurum.Herkes ne kadar mutlu gözüküyosun diyo bir haftadır.Çünkü beklediğim sonuç yok,kurdeşenim yok gebeliğimin keyfini çıkartıyorum.Kendimi tanıyorum,vücudumu tanıyorum,kendime de kızıma da güveniyorum.Hasta muamelesi görmekten de tedbir amaçlı testlerden de yıldım yemin ederim.
oh.Bebek gibiyim şimdi.Müsaadenle çikolata yedim sırtüstü yatıp kızın dansını izleyeceğim göbeğimden canlı yayında :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
